Bloga Dön

2026-04-271 dk

"Üretken Olacağım" Diye Tüketmeyi Benimsedin

Sen üretken değilsin, sadece havalı araçlar kullanan profesyonel bir tüketicisin.

Yazar: Alperen Harmankaşı

1 dk

Bugünlerde herkesin dilinde aynı sihirli kelime var: Üretkenlik. Daha çok üretmek, daha verimli çalışmak, zamanı hacklemek ve potansiyelimizin zirvesine ulaşmak... Hepimiz içimizde bir şeyler inşa etme, dünyaya kendi imzamızı bırakma tutkusuyla yanıp tutuşuyoruz. Ancak günün sonunda masadan kalkıp geriye baktığımızda; kendi yarattığımız bir eserden çok, başkalarının yarattıklarının boş paketlerini görüyoruz. Neden mi? Çünkü farkında bile olmadan, o kutsal "üretme" arzumuzu devasa ve sinsi bir tüketim alışkanlığına dönüştürdük.

Yeni bir projeye, yeni bir işe veya hayatımızı değiştirecek o ilk adıma hazırlanırken garip bir yanılsamanın içine düşüyoruz. O işi yapmaya başlamak yerine, önce "en iyi" aracı bulmak için saatlerce araştırma yapıyoruz. En kusursuz uygulamayı indiriyor, verimlilik üzerine yazılmış yazıları hatmediyor, projeyi kurmadan önce en yeni framework'lerin dökümanlarında kayboluyor, o mükemmel çalışma ortamını yaratmak için yeni ekipmanlar kovalıyoruz. Kendimizi çok meşgul, çok odaklanmış ve inanılmaz üretken hissediyoruz o an. Oysa o saniyelerde yaptığımız tek şey tüketmek.

Araçları, videoları, başkalarının tavsiyelerini sonsuz bir iştahla tüketiyoruz. Beynimiz bu bitmek bilmeyen hazırlık aşamasında sahte bir dopamin salgılayarak bizi kandırıyor. Ortada henüz tek bir somut adım, yazılmış tek bir satır kod, atılmış tek bir çivi olmamasına rağmen; sanki üretmişiz gibi tatmin olmuş bir halde günü bitiriyoruz. Üretme fikrini, başkalarının üretimlerini tüketerek doyuruyoruz. İşin en acı tarafı da bunu çoğunlukla "ilham arıyorum" maskesi altında yapmamız. "Vizyonumu geliştireyim", "Bakalım başkaları projelerini nasıl ayağa kaldırmış" diyerek girdiğimiz o platformlarda, kaydırma hareketinin kölesi olup çıkıyoruz.

Başkalarının bitmiş, cilalanmış, tüm hatalardan arındırılmış kusursuz hikayelerini saatlerce kaydırırken aslında kendi enerjimizi emiyoruz. Tükettikçe zihnimiz yoruluyor, dikkat süremiz kısalıyor. O izlediğimiz son aşamaya gelmiş, kusursuz işleri gördükçe, kendi mütevazı başlangıç noktamız gözümüze acınası derecede sönük gelmeye başlıyor. Biz ilham aradığımızı sanırken, aslında kendi üretme cesaretimizi tüketiyoruz.

Oysa gerçeği içten içe hepimiz çok iyi biliyoruz. Gerçek üretim, o parlak vitrinlerdeki gibi estetik ve pürüzsüz değildir. Üretmek; çoğu zaman sessiz, dağınık, bol hatalı, can sıkıcı, defalarca baştan yazılan ve fazlasıyla gösterişsiz bir süreçtir. Mükemmel bir düzeneğe, kusursuz bir ruh haline veya en kusursuz altyapıya ihtiyacınız yoktur. İhtiyacınız olan tek şey, o ilk adımı atma iradesidir. Dünyanın en iyi kelime işlemcisine sahip olmak sizi yazar yapmaz; en pahalı monitörlere bakmak veya en popüler araçları ezbere bilmek sizi daha iyi bir üretici kılmaz. Sizi var edecek olan şey, o masaya oturup hatalarla dolu o ilk taslağı ortaya çıkarma cesaretidir.

Şimdi, o izlediğin "nasıl daha verimli olunur" videosunu kapat. O kusursuz planlayıcıyı, ilham panolarını bir kenara bırak. Üretken olma illüzyonunu tüketmeyi bırakıp, gerçekten bir şeyleri var etme sancısını kucaklamanın vakti geldi.

Sonraki Yazı

50. Kattan Düşen Adamın Hikâyesi

Önerilen Diğer Yazılar

Tümünü Gör