Bloga Dön

2026-05-141 dk

Duygusal Algoritma Hapishanesi:

Tahmin ettiğin kadar kötü hissetmiyor olabilirsin.

Yazar: Alperen Harmankaşı

1 dk

Telefonu her eline aldığında aslında bir kapıdan içeri giriyorsun. O kapıdan girdikten sonra ne kadar kalacağını ve hangi duygulara sürükleneceğini çoğu zaman sen bile bilemiyorsun.

Sosyal medya algoritmaları senin duygusal durumunu anbean izliyor. Hafif bir sıkıntı, melankoli veya çözülmemiş bir acı varsa bunu hemen yakalıyor. Parmağın bir içerikte biraz fazla durakladı diye benzer tonlar peş peşe geliyor ve küçük hüznün kısa sürede ağır bir duyguya dönüşebiliyor.

Aynı mekanizma aşk, öfke, tatminsizlik ve travmatik anılar için de çalışıyor. Algoritma seni o duygunun içinde mümkün olduğunca uzun tutmak üzere tasarlanmış. Gerçek hayatta hayat araya girer, ortam değişir, duyguyu doğal olarak yumuşatır. Dijitalde ise bu fren neredeyse yok.

Fakat işin bir de diğer yüzü var. Psikolojide “kontrollü maruz bırakma” denen bir yaklaşım vardır. Travma, acı veya zor bir duyguyla tamamen kaçmak yerine, bunu kendi iradenle, küçük dozlarda ve istediğin anda çıkabilecek şekilde yüzleşmek bazen iyileşmeye yardımcı olur. Dijital ortamda bazen bu mümkün olabiliyor: İstediğin zaman o acıyı hatırlatan bir videoyu, hikayeyi veya gönderiyi açıp, kaldıramadığında hemen kapatabiliyorsun. Gerçek hayatta bu kadar kolay “çıkış” her zaman bulunmaz.

Sorun, bu kontrollü maruz kalmanın algoritma tarafından ele geçirilmesi. Senin kontrolünde olması gerekirken, çoğu zaman algoritma seni o duygunun içine hapsetmeye çalışıyor.

Asıl tehlike de burada: Kendi gerçek hayatımızı yaşamayı bırakıp, dışarıdan enjekte edilen abartılmış ve sahte dopaminli duyguları tüketmeye alışıyoruz. O anda yoğun şekilde hissettiğin duygu gerçekten senin mi, yoksa seni daha fazla ekranda tutmak için sistemin yarattığı bir yankı mı?

Hislerimizi “etkileşim metriği” olarak gören bir sisteme bu kadar ucuza teslim etmeyi bırakmanın vakti geldi. Farkındalıkla ve sınırlarla kullandığımızda ekran, hapishane olmaktan çıkıp bazen kontrollü yüzleşme için bir araç bile olabilir.

Sonraki Yazı

Akışta Kalmak mı, Maruz Kalmak mı?

Önerilen Diğer Yazılar

Tümünü Gör