2026-04-28 • 2 dk
Herkes Birisi Olmuş
Kimse konuk oyuncu değil herkes başrol.
Yazar: Alperen Harmankaşı
2 dk
Artık kimse bir başkasının hayatına sadece şahit olmayı kabul etmiyor. Herkes illa ki dahil olmak, müdahil olmak ve hikayenin içinde mutlaka bir yer kapmak istiyor. Birisi bir şey anlatırken bile hemen “ben de şöyle yaşadım”, “bence şöyle yapmalısın” ya da “aslında senin yaşadığın şey şu” diyerek konuyu kendi tecrübesine çekiyor. Sanki her paylaşım, onun da aktif rol aldığı bir sahneye dönüşmek zorunda.
En rahatsız edici yanı ise bunu çoğu zaman farkında olmadan yapmaları. Sürekli “benim de katkım olsun” ihtiyacıyla hareket ediyorlar. Senin acını, sevincini ya da yaşadığın karmaşayı olduğu gibi kabul etmek yerine, hemen kendi deneyimlerini ve yorumlarını dayatıyorlar.
Bu tavır empatiyi yavaş yavaş öldürüyor. Çünkü gerçek empati, bir süreliğine kenara çekilmeyi, karşındakini gerçekten dinlemeyi ve gerektiğinde sessizce yanında durmayı gerektirir. Oysa bugün herkes sürekli rol değiştirme peşinde. Sen anlatırken bile gözlerinde “şimdi benim sıram” ifadesi beliriyor ve senin yaşadığın şeyi anlamaya çalışmak yerine, onu kendi hikâyesine bağlamaya çalışıyor.
Bu yüzden insanlarla bir şey paylaşma hevesimiz giderek azalıyor. Paylaşmaya kalktığımız anda hikâyemizin elimizden kaydığını, bizim duygumuzun değil de karşı tarafın yorumunun ön plana çıktığını hissediyoruz. Bu durum derin sohbetleri ve samimi yakınlaşmaları zorlaştırıyor.
Oysa sağlıklı bir ikili ilişkide asıl önemli olan, karşındakine alan açabilmek ve onun duygusunu olduğu gibi kabul edebilmektir. Bazen sadece dinlemek, bazen sessizce yanında durmak yeterlidir. Her konuşmada mutlaka kendi deneyimimizi katma zorunluluğu yoktur.
Gerçek bağlar, birbirimizin hikayesine saygı duyabildiğimiz ve gerektiğinde kenara çekilebildiğimiz yerde kurulur.
Önceki Yazı
Çok Hızlısın Yavaşla